TÜRKİYE, KÜÇÜK VE ORTA BOY İŞLETME (KOBİ) ÜLKESİDİR.
Bunun; Ülke Ekonomisi ve Uluslararası Rekabet için Önemi Tartışılmaz...
"KOBİ'ler;
Demokrasinin ve Liberal ekonominin en önemli unsurlarıdır...
Ve, Büyük sanayi kuruluşlarının global başarısı için en önemli iş ortakları
KOBİ'lerdir...
KOBİ'ler Teknolojik yeniliklere daha kolay uyum sağlayabilirler. Ve doğru
stratejiyle desteklendiğinde bölgelerarası ekonomik dengesizlikleri daha hızlı
giderirler...
"KOBİ" Tanımı Yeniden Yapılacak
Küçük ve Orta
Büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) tanımlanmasına, niteliklerine,
sınıflandırılmasına ve uygulanmasına ilişkin esasların Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı'nca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu'nca yürürlüğe konulan yönetmelikle
belirlenmesine ilişkin kanun tasarısı, TBMM'ye sunuldu.
KOBİ tanımının yeniden yapılmasına ilişkin esasları belirleyen Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna Bir Madde Eklenmesine
İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM'ye sunuldu. Tek maddelik tasarıya göre; küçük ve
orta büyüklükteki işletmelerin tanımlanmasına, niteliklerine,
sınıflandırılmasına ve uygulamalarına ilişkin esaslar; net satış hasılatları,
mali bilanço tutarları ve çalışan sayıları dikkate alınarak, Sanayi
Bakanlığı'nca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu'nca yürürlüğe konulan yönetmelikle
belirlenecek. Kurum ve Kuruluşların KOBİ'lere ilişkin uygulamalarında söz konusu
yönetmelik hükümleri uygulanacak.
Tasarının
gerekçesinde, ülkemizde kamu kurum ve kuruluşları tarafından farklı hukuki
düzenlemelerle, çoğu da Avrupa Birliği tanımıyla uyumlu olmayan birden fazla
küçük ve orta büyüklükteki işletme tanımı olduğu belirtilerek, bu durumun farklı
uygulamalara neden olduğu kaydedildi. Tasarı ile KOBİ'lerin Avrupa Birliği'ne
entegrasyonlarının sağlanması ve rekabet yeteneklerinin geliştirilebilmesi için
uygulamada eşitlik, genellik ve birlik sağlanmasının amaçlandığı kaydedildi.
Kobi'lere Avrupalı Ortak Bulmak Fırsatı
Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) tarafından Türk KOBİ'lerinin AB
ülkelerindeki firmalarla ortaklık kurmalarını sağlamak amacıyla hazırlanan
eşleştirme programının tanıtımı yapıldı.
Grand Yükseliş
Otel'de 300'e yakın KOBİ temsilcisinin yer aldığı toplantıda konuşan Kocaeli
Sanayi Odası Başkanı Yılmaz Kanbak, ABİGEM Kocaeli'nin, Gaziantep ve İzmir'deki
ABİGEM'le birlikte KOBİ'lere destek olmak için 2 yıl önce kurulduğunu söyledi.
Türkiye'nin en büyük tesislerini ve 100'ün üzerinde yabancı yatırımcıyı
barındıran Kocaeli'nin uzun yıllar ithal ikamesine yönelik üretim biçimiyle
geliştiğini ifade eden Kanbak şunları kaydetti; "Bugün gelinen noktada ise
otomotiv sanayinden kimya sanayine, Makine sanayinden elektrikli alet ve
cihazlara kadar geniş yelpazede hem ülke içi, hem de ihracat için üreten dinamik
ve güçlü sanayi yapısına sahibiz. Bölgemizdeki KOBİ'ler bu büyük kuruluşların
yan sanayi, bazen de taşaronu olarak, bu ihracat ve rekabet ortamının
tamamlayıcısı olarak geliştiler. Bu süreç içerisinde rekabeti, kalite, fiyat ve
verimlilik önceliklerini büyük işletmelerle birlikte yaşayıp öğrendiler. Şimdi
bu büyük pazarda kendi üretimlerine yer arıyorlar.ABİGEM Kocaeli, bu süreçte
onlara rehberlik edecek. Çünkü, KOBİ'lerini verimli çalıştırmayan, onları
uluslar arası rekabete hazırlamayan bir ülkenin rekabette gücü ve payı olamaz."
AB İş Geliştirme Merkezleri Proje Direktörü Joe Miller de, AB Türkiye KOBİ iş
ortaklığı projesi'nin Türkiye'deki KOBİ'lerin ekonomik gelişmesini sağlayacağını
bildirdi. KOBİ'lerin ekonomilerin kalbi olduğunu söyleyen Miller, bu projenin de
AB yolundaki Türkiye için önemli adım olacağını ifade ederek, "17 Aralık
müzakerelerinin, Türkiye'nin AB yolculuğunu en hızlı şekilde yapmasını
sağlayacağını umuyorum" dedi.
Çoşkun: 2005, Yabancı Yatırımlar Yılı
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, yabancı sermayeye kolaylık sağlayacak yönetmeliğin Sayıştay onayından geçtiğini ve önümüzdeki günlerde yayımlanacağını ifade ederek, "2005 yılı, yabancı yatırımlar yılı olacak" dedi. Ali Coşkun, Koç Üniversitesi'nde düzenlenen "Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinde Türkiye'de Yatırımların Geleceği" konulu toplantıda konuştu. Türkiye'nin coğrafi konumu, bölgedeki ağırlığı, genç nüfusu, sürdürülebilir büyüme hızıyla AB üyeliğini hak ettiğini belirten Ali Coşkun,17 Aralık'ta bu hakkın tescil edileceğini dile getirdi. Bakan Coşkun, AB kapıları açıldığında Türkiye'nin söylendiği gibi 10-12 yıl da değil 3-4 yılda Maastricht Kriterleri'ni yakalayabileceğini de ifade etti.
Kişi başına düşen
milli geliri bin 500 doların altındaki 36 ili kapsayan, yatırımı teşvik
uygulaması getirdiklerini hatırlatan Coşkun, 1962 yılından bu yana 42 yılda
OSB'lerde kurulan fabrika sayısının 2800 civarında olduğunu, teşvik
uygulamasıyla ise 7 ayda talebin 3 bini geçtiğini söyledi. Coşkun, şöyle devam
etti:
"Türkiye şimdiden şantiyeye döndü.2005'te yeni bir yatırım hamlesi de yabancı
sermayede olacak.Ocak-Haziran döneminde 1.4 milyar dolarlık doğrudan yabancı
sermaye geldi. Şu anda 1.8 milyar doları geçen yabancı sermaye miktarı, yıl
sonunda 2.5 milyar doları bulacak."
Bakan Coşkun, Türkiye'de yatırım planlayan uluslar arası bir otomotiv
üreticisinin yatırımındaki gelişmeleri sorması üzerine, "Endüstri Bölgeleri
Yasamıza bağlı olarak yönetmeliğin yayımlanması bekleniyordu.Bugünlerde
yayınlanacak.Sayıştay'dan henüz çıktı.Dolayısıyla orada vereceğimiz teşviki
bekliyorlar. Kararlı biçimde gelecekler herhalde, öyle gözüküyor" dedi.
KOBİLERİN ROLÜ VE GİRİŞİMCİLİK
Bugün dünyanın her
yerindeki hükümetler KOBİ’lerin öneminin ve bunların ekonomik büyüme, sosyal
birleşme, istihdam, bölgesel ve yerel kalkınmaya sağladığı katkıların farkında.
KOBİ’ler OECD ekonomilerinde işletmelerin %95’inden fazlasını ve istihdamın da
%60-70’ini oluşturuyorlar ve yeni işlerin büyük kısmını yaratıyorlar.
Küreselleşme ve teknolojik değişim pek çok faaliyette ölçek ekonomisinin önemini
azaltırken, daha küçük firmaların potansiyel katkıları güçlendi. Bununla
beraber, KOBİlerin karşılaştığı geleneksel sorunların pek çoğu (finansman
eksikliği, teknoloji kullanmada yaşanan güçlükler, sınırlı yönetim
kabiliyetleri, düşük üretkenlik ve yönetmelik yükleri) küreselleşmiş ortamda çok
daha ağırlaşıyor.
Ekonomilerin tamamı küçük işletme sektörünün daha dinamik olmasından kazanç
sağlama potansiyeline sahip olduğundan ve KOBİlerin belli güçlü ve zayıf
noktaları bulunduğundan KOBİlere ilişkin politika çerçeveleri ve hükümetin rolü
küreselleşmenin faydalarından yararlanma ve baskılarına adapte olacak şekilde
değişmelidir.
Girişimciliği teşvik etmek OECD üyesi ülkelerin hükümetleri ile yeni oluşmakta
olan ve gelişmekte olan ekonomilerin gündemindeki ilk maddelerden biridir, zira
girişimciler sermaye, yenilik ve beceriyi bir araya getiren büyüme
katalizatörleridir. Yenilikçi değişimlerin yaşandığı bu çağda girişimcilik özel
bir yere sahiptir ve özellikle girişimcilik koşullarının genellikle yetersiz
olduğu yeni oluşmakta olan ve kalkınmakta olan ekonomilerde firma kurma
dinamizmine yardımcı olacak bir ortamın yaratılması çok önemli addedilmektedir.
İŞLETMELERİN YÜZDE 99’U KOBİ
Türkiye’yi kriz
sürecinden çıkarıp büyümeye geçirecek en önemli zorunluluklardan biri,
KOBİ’lerin hayata döndürülmesi...
Muhtelif ölçütlere göre, sayıları 200’e kadar varan eleman istihdam eden
işletmelere açık adıyla Küçük ve Orta Ölçekli, kısa ifadesiyle KOBİ
(www.kobinet.org.tr) deniliyor. Bu işletmeler, ekonominin her alanında faaliyet
göstermelerine rağmen, KOBİ dendiğinde daha çok sanayi işletmeleri akla geliyor.
Prof. Erdoğan Alkin’in verdiği rakama göre, Türkiye’de bu kategoriden, kayıtlı –
kayıtsız 3,5 milyon işletme var. Faaliyet alanı sanayi ile sınırlandığında sayı
200 bine düşüyor.
KOBİ’ler, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de ekonominin en hayatî organları. KOBİ’lerin sayısı ve ekonomideki ağırlığı konusunda genel olarak kullanılan bilgiler, Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (die.gov.tr) 1997 yılı verilerine dayanıyor; buna göre Türkiye’deki üretim birimlerinin yüzde 99,5’i KOBİ (www.kosgeb.gov.tr). Bu oran Avrupa Birliği’nde de çok farklı değil; AB’de de işletmelerin yüzde 95’i KOBİ ölçüsünde. Muhtelif kaynaklarda, KOBİ’lerin istihdam kapasitesi konusunda değişik bilgiler var, bu rakam yüzde 56 ile 63,5 arasında değişiyor. KOBİ’ler AB için de en önemli istihdam alanlarından biri; üretici sektörlerde çalışanların yüzde 62’si KOBİ’lerde istihdam ediliyor. Belli bir yerden sonra Türkiye KOBİ’leri ile AB KOBİ’leri arasındaki fark hızla açılıyor. Örneğin AB’de toplam katma değerin yüzde 81’i KOBİ’lerden sağlanıyor; bu oran Türkiye’de yüzde 32,3. Aradaki çok büyük farklardan bir diğeri, kapasite kullanımı: AB KOBİ’leri ortalama yüzde 80 kapasiteyle çalışıyor; Türkiye’de bu oran yüzde 25. Finansman olanakları, AB ile Türkiye KOBİ’leri arasındaki bir diğer fark. AB’de toplam kredilerin yüzde 45’ini KOBİ’ler kullanıyor. Türkiye’de bu oran, yüzde 4.
Çoğu, 1990’lı yıllarda derlenmiş bu veriler, üst üste krizler yaşayan Türkiye’de, 21 Şubat Krizi ile birlikte muhtemelen daha da kötüye gitti. Prof. Alkin’in belirttiğine göre, "1998 yılından bu yana borç ödeme zorluğu çeken KOBİ’lerin toplam içindeki yüzdesi son krizde 20’lerden 80’lere yükselmiş" durumda. Bu can sıkıcı tablonun hızla olumluya çevrilebilmesi için hem resmi hem özel sektörden ekonomi çevreleri, KOBİ’ler üzerine kafa yoruyor. Başbakan Bülent Ecevit’in ABD’yi ziyareti sırasında, KOBİ’leri Amerikalılar aracılığıyla kurtarıp güçlendirme formülü gündeme geldi. "Türkiye ABD İş Ortaklığı Girişimi" adı verilen projeyle, öncelikle, tarım, gıda, imalat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren 400 KOBİ’ye, Amerikalı benzerleri ya ortak olacak ya işbirliği yapacaktı. Amerikan Ticaret Odaları’nın Tayland ve Singapur’da uyguladıkları bu model, esasen internet olanaklarına dayanıyor. İki tarafın KOBİ’leri internetten yararlanarak ilişki kuruyor. Bu yöntem bir hayli de verimli. 2000 yılında Tayland ve Singapur’dan 10 binin üzerinde KOBİ, ABD’den ortak bulmuş.
Finansman olanakları, KOBİ’ler için kafa yorulan bir başka alan. Reel ekonominin canlandırılması ve ağır borç yükü altında bırakılmış KOBİ’lerin yeniden ekonomiye kazandırılması çabalarında en somut adımlardan biri, Dünya Bankası’ndan sağlanacak 500 milyon dolarlık kaynak. Firmalara yeni işletme sermayesi olarak verilecek bu kaynağa Halk Bankası da hem kendi fonlarından hem uluslar arası kuruluşlardan oluşturacağı fonlarla katkı yapacak.
Değişik modeller çerçevesinde borçlarının ertelenmesi de KOBİ’leri yeniden ekonomiye kazandırma araçlarından biri. Esasen, alacağını tahsil uğruna KOBİ’leri batırmanın kimseye bir getirisi olmayacağı tezine dayanan bu yaklaşım, bankaları yapıcı olmaya davet ediyor.
KOBİ’leri, henüz tam anlamıyla atlatılamamış görünen krizin yarattığı olağandışı koşullardan kurtarma arayışları dışında, KOBİ’leri yapısal yönden geliştirme çabaları da gündemde. Bu bağlamda en son adım, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (www.tobb.org.tr) ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın birlikte yürüttüğü, KOBİ Gelişim Projesi. Projenin ayaklarından birini, "KOBİ Tanımı Yasası" oluşturuyor. Yasayla, Türkiye’deki KOBİ’lerin Avrupa Birliği’nin kimi olanaklarından yararlanmaları konusunda engel yaratan "tanımsızlık" giderilecek. Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu, yasanın hangi güçlükleri ortadan kaldıracağını şöyle ifade ediyor: "Ülkemizde 10’a yakın farklı KOBİ tanımı bulunmaktadır. Bu tanım farklılığı nedeniyle rekabet ettiğimiz ülkelerdeki KOBİ’ler ile Türkiye’deki KOBİ’ler arasında haksız rekabete yol açıcı hususlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tanımların hemen her birinin AB’nin KOBİ tanımından farklı olduğu görülüyor. AB ile uyumlu hale gelecek olan KOBİ tanımı ile birlikte Türkiye’deki işletmelerin hemen hemen tamamı KOBİ tanımı kapsamına girecektir. AB standartlarında KOBİ tanımına giren işletmeler, topluluk fonları ve projelere katılmaya hak kazanacaktır."
KOBİ’lerin rekabet edebilirlik düzeylerini ve teknolojik yenilik yeteneklerini arttırmayı hedefleyen projenin nokta beklentileri de var. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Atıl Akkan’ın verdiği bilgiye göre, imzalanan protokol doğrultusunda, projenin KOBİ’lere en önemli katkılarından birkaçı şunlardır:
• KOBİ’ler tek merkezli bir yönetim tarafından ortak politika ve strateji çerçevesinde desteklenecek ve yönlendirilecek. Bir bakanlığın oluşturduğu çözüm, başka bir bakanlık tarafından yaratılan sorun nedeniyle askıda kalmayacak.
• KOBİ’ler, bire indirilmiş tanım nedeniyle her ilgili kurumdan aynı yaklaşımla destek alabilecek, AB ülkeleri ile aynı uygulamalardan yararlanabilecek.
• KOBİ’lerin mevzuat engelleri ve maliyet yükleri ortadan kaldırılacak, AB ile eşit şartlarda rekabet etme olanağına kavuşacaklar.
• Finans ortamı sağlıklı bir yapıya kavuşacak, finansman mevzuatı KOBİ’lerin gelişimini hedefleyecek ve o doğrultuda vergi ve teşvik kanunlarıyla KOBİ’lerin önünü açacak.
Bir yandan enflasyonu düşürürken bir yandan da yüzde 3’lik büyüme peşinde olan Türkiye’nin, özel girişimciliğin öncülüğünü yapan, Anadolu’da sanayinin belkemiğini oluşturan KOBİ’leri bir an önce canlandırmaktan başka çıkar yolu yok gibi görünüyor.
FİNANSMAN SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNERİLER
Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Sudi Apak, kriz sürecindeki Türkiye’de KOBİ’lerin finansman sorunlarının çözümüne ilişkin olanakları şöyle sıralıyor:
• Girdi fiyatlarının ucuzlaması. KDV, SSK primleri ve enerji fiyatları azaltılmalıdır (Hükümet, bu tedbirleri, gelir azalacağı gerekçesiyle kabul etmemektedir).
• Vergi tabana yayılmalıdır.
• Devlet halktan direkt borçlanıp KOBİ’lere kaynak yaratmalıdır. Vergi iadeleri zamanında ödenmelidir.
• KOBİ’lere işletme sermayesi desteği yapılmalı, bankaların haciz ettiği işletmeler tekrar ekonomiye kazandırılmalı, ihracat için Eximbank daha çok kaynak ayırmalıdır.
• Yap – İşlet – Devret projeleri yeniden canlandırılmalı, yabancı sermaye, özelleştirme ön plana çıkarılmalıdır.
• Bankaların ekonomik rasyonaliteye dayanmayan murakıp raporları ile reel sektörün kredileri yüksek faiz ile ve vadesinden önce tahsil edilmemelidir. Bankalar Yeminli Murakıpları ile müfettişler, reel sektör ve KOBİ’lerin çalışmaları ve krizden etkilenmemelerinin boyutları konusunda iyi eğitilmelidir. Murakıpların yazdığı raporların ekonomik boyutları olmamakta ve sadece kredilerin kapanmasını öngörmektedir. Bu da güven bunalımının en önemli nedenini oluşturmaktadır.