VERİ AMBARI HERKESİ GÖZETLEYECEK

Gelir İdaresi Başkanlığı, Vergi İstihbarat Merkezini, vergi kayıp ve kaçağı ile çok daha etkin mücadele edecek şekilde yeni bilgilerle donatıyor.

Vergi Daireleri Otomasyon Projesi'nin 2. ayağına yönelik çalışmalar paralelinde, Vergi İstihbarat Merkezi Veri Ambarı da yeniden düzenleniyor.
Halen, mükellef sicil bilgileri, mükellef alış-satış fatura bilgileri, vergi beyannameleri, gayrımenkul alım-satımı yapanlar, kurum ortakları, kredi kartı ile satış yapan işyerlerinin POS makinası bilgileri, taşıt alım-satımı yapanlar, bankalar ve diğer finans kesimi bilgilerinin işlendiği Veri Ambarı, önümüzdeki dönemde çok daha geniş bir kesimi kavrayacak.
Halen, bankalar, emniyet, tapu, Telekom ve nüfus idarelerinden CD, disket, ICR standardında okunabilen formlar ve kağıt ortamı ile bilgi aktarımı, otomasyon projelerinin tamamlanmasının ardından, on-line gerçekleştirilecek. SSK, Emekli Sandığı, Saymanlıklar ve Noterler de, sisteme entegre olacak.
Bu arada önümüzdeki dönemde, gerekli alt yapının oluşturulmasına paralel, Veri Ambarının bilgi hafızası da zenginleşecek.
Maliye'de Veri Toplanması ve bunların analizi için daha önce oluşturulan bir çalışma grubunun önerileri doğrultusunda, avukatlardan, doktorlara, taksi ve dolmuşlardan akaryakıt satışlarına kadar çok değişik bilgiler de yeni dönemde Vergi İstihbarat Merkezi'ne işlenmeye başlanacak. Bu bilgiler, mükelleflerin beyanları ile çapraz kontrole tabi tutulacak ve vergi kaçıranlar çok daha kolay şekilde ortaya çıkarılacak.

 

TEK TUŞLA VERGİ TAKİBİ...

Gelir İdaresi Başkanlığı, vergi mükelleflerine yönelik ''tek tuşla takip'' dönemini başlatıyor.

Vergi mükellefleriyle ilgili bilgilere çok hızlı ve kolay şekilde ulaşılması ve onların takibi için, ''Mükellef Cari Hesabı Projesi'' uygulamaya konuluyor.
Gelir İdaresi Başkanlığında çalışmaları devam eden projeyle, mükelleflerin vergi daireleri ve vergi türleri itibarıyla ayrı ayrı hesaplarda bulunan vergiyle ilgili parasal bilgileri, tek hesapta toplanacak. Bütün mükelleflerin, bankalardaki cari hesaplara benzer birer vergi hesabı olacak. Mükellefle ilgili bütün borç ve alacaklar bu hesaba işlenecek.
Bu şekilde bir vergi mükellefinin, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi gibi çeşitli vergilerle ilgili borçları ve katma değer vergisi iadesi gibi çeşitli alacakları, bu hesapta görülecek.
Proje uygulamaya girdiğinde Gelir İdaresi, herhangi bir mükellefin vergi numarasını girip, ardından da döküm tuşuna bastığında, o mükellefin vergiye yönelik bütün parasal hareketleri anında ekrana gelecek. Böylece idare, mükellefleri bir tuşla izleyebilecek.
Vergi kayıp ve kaçağı ile mücadeleye de katkı sağlayacak Mükellef Cari Hesabı Projesi ile Gelir İdaresi, mükellefin mali portrelerine hızlı ve hatasız bir şekilde ulaşım imkanını da elde edecek.
Projeyle, Gelir İdaresinin yanı sıra vergi mükellefleri de durumlarını bir tuşla takip edebilecek.
Sistemden şifre alacak mükellefler, istedikleri ortamda İnternete girerek, kendileriyle ilgili vergisel hareketleri, borç ve alacak bilgilerini, haklarında herhangi bir takibat olup olmadığını hemen görebilecek.

 

İLK ÇEYREKTE BÜYÜME HIZI %6.3

Büyüme, piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak, bu yılın ilk çeyreğinde gayri safi milli hasılada (GSMH) yüzde 6.3, gayri safi yurtiçi hasılada (GSYH) ise yüzde 6.4 oldu.

Büyüme rakamları 2005 yılının tamamında GSMH'de yüzde 7.6, GSYH'de ise yüzde 7.4 seviyesinde bulunuyordu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üretim yöntemiyle hesaplanan GSMH ve harcama yöntemiyle GSYH sonuçlarını açıkladı.
Bu yılın 1. çeyreğinde Türkiye'nin GSMH'si cari fiyatlarla 80 milyar 309 milyon dolar, GSYH'si de 80 milyar 416 milyon dolar oldu.
2005 yılında GSMH 360 milyar 876 milyon dolar, GSYH de 361 milyar 470 milyon dolar seviyesindeydi.
Sektörel bazda, bu yılın üç ayında en yüksek büyüme, sabit fiyatlarla yüzde 25,9 ile inşaatta yaşandı. Bu dönemde tarım yüzde 0,6, sanayi yüzde 4,5, ticaret sektörü de yüzde 7,4 büyüdü.
Öte yandan, Başbakan Erdoğan, büyüme rakamlarının, piyasalardaki dalgalanmanın önüne geçip geçmeyeceği yönündeki soru üzerine, "Adı üzerinde dalgalanma... Bu süreç içerisinde bunlar zaten beklenen şeylerdir. Yani bu eğri zaman olacak yükselecek, zaman olacak düşecek. Bunlara hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ama biz ülkemizin olumsuz etkilenmesi noktasında, küresel dalgalanmalar beklentisi içerisinde bir defa tedbirlerimizi aldık, almaya devam ediyoruz. Bu dalgalanmanın en az zararla nasıl atlatılacağının çalışmasını, hükümet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Merkez Bankası üzerine düşeni yapıyor. Diğer tüm kurum ve kuruluşlar da sağ olsunlar bu dönemde üzerlerine düşeni yapıyorlar. Bunun içinde BDDK var, bankalar var, tüm ekonomiyle ilgili kitle örgütleri var" diye konuştu.

 

MALİ SİSTEMDE REVİZYON

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, mali sistemde, finansal araçların vergilemesiyle ilgili revizyon niteliğinde yapılan değişiklikleri açıkladı.
Buna göre, yurtdışında yerleşiklerin finansal araçlardan Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlara uygulanacak stopaj oranı sıfıra indirildi.

Bakan Unakıtan, bakanlıkta Devlet Bakanı Ali Babacan ile ortak düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de yerleşik olmayan dar mükellef, gerçek kişi ve kurumların, yani yurtdışında yerleşik yatırımcıların vergilemesinde, AB uygulamaları çerçevesinde mukimlik ilkesini esas almaya başladıklarını bildirdi.
Bakan bu kapsamda, yurtdışı yerleşiklerin finansal araçlardan Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlara uygulanacak stopaj oranının sıfıra indirilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı. Bir başka deyişle, artık bu yatırımcılardan stopaj yapılmayacağı gibi bunlar açısından beyanname verilmesi de söz konusu olmayacak.

"MALİ DİSİPLİNDEN ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ"
''Şundan kimse kuşku duymasın ki hükümetimiz, kararlılıkla sürdürdüğü sıkı maliye politikalarını uygulamaktan vazgeçmeyecek, popülizme meyil etmeyecektir'' diyen Bakan Unakıtan, şöyle devam etti:
''Elde ettiğimiz kazanımların korunması ve istikrarlı tablonun devam ettirilmesi için çok hassas davranmaktayız. Büyük fedakarlıkla ve kararlı politikalar sonrası elde edilen bu kazanımları kolayca kaybetme lüksümüz yoktur ve bu kazanımları korumak için gerekli her türlü tedbiri almaya da kararlıyız. Bu yıl Ocak-Mayıs 2006 döneminde elde ettiğimiz merkezi yönetim bütçe fazlası ve yıl sonu faiz dışı fazla (FDF) tutarının yüzde 63,1'inin ilk 5 ay sonunda gerçekleştirilmesi de mali disiplin konusundaki kararlılığımızın en önemli göstergelerinden biridir.''

FAİZ DIŞI FAZLA HEDEFİ
Unakıtan, ''2006 yılı sonu itibarıyla hedeflediğimiz yüzde 6,5 faiz dışı fazlayı tutturacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu olmasın'' diyerek, ayrıca sosyal güvenlik sistemi açığının Gayrı Safi Milli Hasıla'ya oranının da yüzde 4,5'i aşmayacağını bildirdi.
Bütçe ödeneklerinin kesinlikle aşılmayacağını, bütçe gelirleri performansının sonucunda artan gelir fazlasının ise tasarruf edileceğini belirten Unakıtan, diğer taraftan enflasyon hedeflerinin tutturulmasının da en önemli önceliklerden biri olduğunu kaydetti.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bugün açıkladıkları ekonomik düzenlemelere ilişkin yasa değişikliğinin TBMM'ye kısa zamanda sunulacağını ve Meclis'in tatile girmesinden önce yasalaşmasını öngördüklerini söyledi.

"KREDİ DİLİMİ SERBEST"
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan da, Dünya Bankası ile 2004 yılının ortalarında başlayan 3. Program Amaçlı Mali ve Kamu Sektörü Yapısal Uyum reformunun dün gece itibarıyla tamamlandığını, buna pakete ilişkin 500 milyon dolarlık ikinci ve son kredi diliminin ise bugün itibarıyla serbest bırakılacağını bildirdi.
Yine Dünya Bankası ile yürütülmekte olan Kamu Sektörünün Kalkınma Politikası isimli yeni bir yapısal reform paketine başladıklarına işaret eden Babacan, bu paketle kamu harcama yönetimi ve kamu yönetimi, sosyal güvenlik, sosyal dayanışma alanında pek çok reformun desteklenmekte olduğunu vurguladı. Babacan, ''Bu paketin de, 500 milyon dolar civarındaki ilk kredi diliminin, Temmuz ayı başında serbest bırakılmasını bekliyoruz. Bu gelişmeler, yapılan reformlar ve gerçekleştirilen adımların somut bir ifadesidir'' şeklinde konuştu.

 

TEŞVİK KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

Geri kalmış bölgelerde yatırımları artırmak için çıkarılan Teşvik Yasası'nın kapsamı genişletiliyor.

Kanundan daha fazla işletmenin faydalanması için Sanayi Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarı Başbakanlık'a gönderildi. Buna göre, bazı teşviklerden, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan işletmeler de yararlanacak. Küçük işletmelerin teşviklerden faydalanmasına engel olan 30 işçi çalıştırma şartı da 10'a indiriliyor.

Hükümet, ekonomik istikrara rağmen bir türlü önlenemeyen işsizliğe çare bulmak amacıyla 2004'te 36 il için yatırımları Teşvik Kanunu çıkarmıştı. Geçen yıl 49 ili kapsayacak şekilde genişletilen yasa, yatırımcılara ücretsiz arsa tahsisinin yanı sıra yeni çalıştırılacak işçiler için tamamen ya da kısmen sigorta prim muafiyeti getiriyor. Ayrıca vergi muafiyeti ve enerji desteği sağlıyor. Ancak yasa, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde istenilen sonucu vermedi. Yatırımların sayısında önemli bir artış gözlenmezken teşvik kapsamındaki illerde yıllarca faaliyet gösteren firmalar, yasadan sadece yeni kurulan işletmelerin faydalanmasının ‘haksız rekabete' yol açtığı şikayetinde bulundu. Yasa, Düzce, Sivas ve Malatya'da yatırımları artırırken, Sinop, Hakkari, Tunceli gibi illerde ciddi bir fayda sağlamadı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da geçen hafta yaptığı açıklamada, teşviklerin hedeflenen düzeye ulaşmadığını, kanunun yeniden gözden geçirileceğini kaydetmişti. Başbakan Erdoğan'ın işaret ettiği değişiklikle ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın bir çalışma yürüttüğü öğrenildi.

Başbakanlık'a gönderilen yasa tasarısı, 5084 sayılı Teşvik Kanunu'nda önemli değişiklikler öngörüyor. Değişiklikle birlikte Teşvik Yasası'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki işletmeler de bedelsiz arsa tahsisi hariç yasanın getirdiği kolaylıklardan yararlanacak. Kanunun çıktığı tarihten önce kurulan işletmelerin teşvikten yararlanabilmesi için en az 10 işçi çalıştırmaları zorunlu olacak. İstihdamı artırmanın yanı sıra kayıt dışını azaltmayı hedefleyen bu madde ile işletmelerin yeni işe aldıkları çalışanlarının sigorta prim yükünü Hazine üstlenecek. Sigorta primlerinin işveren hissesinin organize sanayi veya endüstri bölgelerinde kurulu işyerleri için tamamı, diğer yerlerdeki işyerleri için yüzde sekseni Hazine tarafından karşılanacak. Teşvik Yasası'nın çıktığı tarihten önce kurulan işletmeler, yasanın enerji indirimi ve vergi muafiyeti gibi maddelerinden de faydalanabilecek. Hükümet, Teşvik Yasası'nı yumuşatarak daha fazla işletmenin yararlanmasını hedeflerken, iş dünyası bölgesel ve sektörel teşvik istiyor. Bu yöndeki görüşünü her fırsatta dile getiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yasanın mevcut haliyle bekleneni vermediğini savunuyor: "Teşvik Yasası'nın sektörel ve bölgesel olması gerekirdi. Teşvikler hangi bölgede, hangi sektörde ön plana çıkarılırsa o zaman bölgedeki o sektörün gelişmesini sağlayabiliriz. Yoksa genel bir Teşvik Yasası uygularsak teşvikin bir anlamı kalmıyor. Bugün bu yasadan sadece 6 il memnundur." TOBB Başkan Yardımcısı ve Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez de teşviklerin bölgesel ve sektörel bazda verilmesinin istihdama etkisinin bugün sağlanandan çok fazla olacağı görüşünde. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı ise ayrıca teşvike dayalı yatırımlarda ihracatla ilgili sektörlerin öne çıkarılmasını istiyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, teşvikin yanı sıra asgari ücretin de yerel veya sektörel olarak belirlenmesi önerisini tekrarlıyor. Kayıtlı asgari ücretlinin 70 bininin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çalıştığını ifade eden Çağlayan, bu bölgelere yatırımları kaydırabilmek için asgari ücrette yerel bir uygulamaya gidilebileceği görüşünde.

İş dünyasının önde gelen isimlerinin yanı sıra yasadan yeterince yararlanamayan illerin sanayi ve ticaret odası başkanları da bölgesel teşvikten yana. Mardin Sanayi Odası Başkanı Mehmet Ali Tutaşı, kendilerinin Düzce ile aynı kefeye konulduğuna dikkat çekerek, illerine yatırımcı gelmemesinden şikayet ediyor. Mardin'in ekonomik anlamda Türkiye'nin en geri kalmış illerinden biri olduğunu vurgulayan oda başkanı, bunun aşılabilmesi için pozitif ayrımcılığın şart olduğunu söylüyor. Sinop Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Derici de yasanın yanlışlarla dolu olduğunu ifade ederek, düzenlemenin bu haliyle illerine fayda sağlamayacağını belirtiyor.

Kanun 49 il için çıktı; Doğu, beklediği yatırımları bulamadı

Teşvik Yasası, özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde beklenen sonucu vermezken özellikle İç Anadolu, Ege ve Marmara'da yatırımları artırdı. Bu illerde 2 yıl içerisinde istihdam artışı yüzde 60'lara vardı. Yaklaşık 200 bin kişi, yasa kapsamında iş sahibi oldu. Daha önce yatırım görmeyen Aksaray, şimdilerde sanayiciler için en cazip illerin başında geliyor. Anadolu sanayicisinin buluştuğu kentte, yatırımlarla birlikte istihdam yüzde 60 arttı. 2 yıl önce 11 bin olan sigortalı sayısı 20 binlere çıktı. Organize Sanayi Bölgesi'nde 65 olan yatırımcı sayısı 150'ye çıktı. Yatırımcıların gözdesi olan bir başka kent Sivas’ta Teşvik Yasası kapsamında yaklaşık 9 bin kişiye istihdam sağlandı. Organize sanayi bölgesindeki yatırımlar 2 yıl içerisinde yüzde yüz arttı. İki sanayi bölgesi ile diğer illere göre daha avantajlı konumda olan Uşak, tekstil yatırımları ile dikkat çekiyor. Yasadan yararlanmak için yapılan müracaat sayısı 120'ye ulaştı. Düzce’de, 2 yıl içerisinde 12 bin kişi iş sahibi oldu. Yatırım için başvuran 128 firmadan ancak 23'ü ile sözleşme imzalanabildi. Hazırlıklarına başlanan 2'nci organize sanayi bölgesi için şimdiden tekstil ve metalciler başvuru yapıyor. İki sanayi bölgesi dolan ve üçüncünün kurulduğu Malatya'da yasa kapsamında 13 bin kişi istihdam edildi. Coğrafi konumu sebebiyle yatırım cazibesi açısından ilk sıralarda yer alan Afyon'a 105 firma geldi. Bu firmaların sağladığı istihdam 11 bin 370.

 

GELİR VERGİSİNE YENİ DÜZENLEME GELİYOR

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun TBMM'de yasalaşmasının ardından, Gelir Vergisi Kanunu'nun yeniden düzenlenmesine dönük çalışmalara da hız verildi.

Gelir ve kurumlar vergisinin, "Kazanç vergisi" olarak tek çatı altında toplanması da değerlendiriliyor.

Vergi Konseyi ile Gelir İdaresi Başkanlığı ve Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü yetkilileri, Gelir Vergisi Kanunu'nun yeniden yazımı için kapsamlı bir çalışma yürütüyor.

Bu çerçevede ilk aşamada, İtalya, Rusya, Hollanda, Almanya, İngiltere, İsrail, İspanya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Avustralya, Avusturya, Güney Afrika, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'nın gelir vergisi rejimleri mercek altına alındı.

Daha sonra da Türk Gelir Vergisi Kanunu'nun aksayan yönleri tespit edildi ve yabancı ülke uygulamaları da dikkate alınarak, yeni düzenlemede yer verilmesi gereken hususlar belirlendi.

Vergi Konseyi, çalışmalar sırasında gelir ve kurumlar vergisinin kaldırılarak, yerine "kazanç vergisi" getirilmesini önerdi.

Konsey temsilcileri, OECD ülkelerinin büyük bölümünde, gelir ve kurumlar vergisinin tek çatı altında toplandığını, böylece vergide basitlik, işlemlerde de kolaylık sağlandığını ifade etti.

Yeni Gelir Vergisi çalışmalarında, gelirin yeniden tanımı, serbest mesleğe beyin amortismanı, ev ekonomisinin teşviki, zirai kazançların vergilendirilmesinde ürün çeşitliliği ve arazi ölçüleri gibi yeni kriterler, basit usulün değiştirilmesi, yatırımlara yönelik yeni bir teşvik mekanizması oluşturulması gibi konular üzerinde duruluyor.

 

KDV'DE YENİ DÜZENLEME

Maliye Bakanlığı, katma değer vergisinde indirimli orana tabi işlemlerdeki iade uygulamasını yeniden düzenliyor.

Bakanlıkça hazırlanan KDV Genel Tebliğ Taslağı'na göre, indirimli orana tabi işlemlerden KDV konusuna girmeyenler, KDV beyannamelerine dahil edilmeyecek.

İndirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV alacakları, mükellefin kendisine ait vergi borçları ile SSK prim borçlarına mahsup edilebilecek. Ancak, ithalat sırasında uygulanan vergiler, bu kapsam içinde yeralmayacak.

Yıl içinde mahsuben iade edilecek KDV tutarlarının hesaplanmasına, ilgili yılın Ocak ayından itibaren başlanacak. Hesaplama, aylar itibarıyle ve kümülatif olarak gerçekleştirilecek. 3 aylık vergilendirme dönemine tabi olup, indirimli oran kapsamında işlemleri bulunan mükellefler, hesaplamaya Ocak-Şubat-Mart dönemi ile başlayacak.

Bu şekilde yapılacak hesaplama sonunda, iade tutarının 10 bin YTL'yi geçtiği dönemde aşan kısmın, izleyen dönemlerde ise tamamının mahsuben iadesi talep edilebilecek.

Taslak uyarınca, vergilendirme dönemleri itibarıyle 4 bin YTL'yi aşmayan mahsup talepleri, inceleme raporu ve teminat aranmaksızın, bu tutarı aşan talepler ise vergi inceleme ya da yeminli mali müşavir tasdik raporu karşılığında yerine getirilecek.

İndirimli orana tabi işlemlerden doğan iade alacağının yılı içinde mahsuben iade edilemeyen kısmı, izleyen yıl içinde mükellefin isteğine bağlı olarak, nakden veya mahsuben iade edilebilecek. İade talebi en erken, izleyen yılın Ocak dönemine ait olarak, Şubat ayı içinde, en geç de Kasım dönemine ait olup, Aralık ayı içinde verilecek KDV beyannameleri ile yapılabilecek.

Bu durumdaki telafi edilemeyen vergi tutarları, yıl içinde mahsup edilen vergiler dikkate alınmadan hesaplanacak. Söz konusu tutardan yıl içinde mahsup edilen vergiler düşürülecek ve kalan kısmın 10 bin YTL'yi aşan bölümü, iade edilebilecek KDV olarak hesaplanacak.